Benzine zam

06/03/10

KURŞUNSUZ BENZİNE ZAM

Akaryakıt ürünlerinden 95 oktan kurşunsuz benzinin satış fiyatı litrede 6 kuruş zamlandı.

469743

Zam sonrası 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı Ankara’da 3,74-3,75 lira, İstanbul’da 3,73-3,75 lira, İzmir’de de 3,73-3,74 lira arasında değişen fiyatlarla satılmaya başladı.

95 oktan kurşunsuz benzinin fiyatı zam öncesinde litrede Ankara’da 3,68-3,69 lira, İstanbul’da 3,67-3,69 lira ve İzmir’de 3,67-3,68 lira arasında değişen fiyatlarla satılıyordu.

Dağıtım firmalarının belirlediği tavan fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük çaplı değişiklikler gösteriyor

G-20: TOPARLANMA BEKLENENDEN DAHA GÜÇLÜ BAŞLADI

Türkiye’nin de üyesi bulunduğu G-20′ye göre, küresel ekonomik toparlanma, beklenenden daha güçlü bir şekilde başladı.

468460

G-20 tarafından hazırlanan bir rapora göre, G-20 ülkelerinin bu yılki ortalama büyüme oranları, geçen yıl ekim ayına oranla yüzde 1 oranında yukarı yönlü revize edilerek yüzde 4,25 olarak belirlendi.

Grup ülkelerinin gelecek yılki ortalama büyüme oranının da yüzde 4,5 olacağı vurgulandı.

Küresel ekonomik toparlanmanın beklenenden güçlü olmasına rağmen, bölgeler arası büyüme farklılıklarının bulunduğu ve küresel ekonomik büyümeye, Asya ile bazı Latin Amerika ülkelerinin öncülük ettikleri kaydedildi.

Gelişmiş ülkelerdeki büyümenin, gelişmekte olan ülkelere göre daha yavaş seyir ettiği de ifade edildi.

Yükselen piyasalardaki büyüme oranının güçlü bir şekilde devam edeceği de kaydedildi. Raporda, siyasi karar vericilerin, krize yönelik müdahale önlemlerinden çıkış stratejilerine başlamaları gerektiği ifade edildi.

PAPANDREU: “EMEKLİ MAAŞLARINI ÖDEYEMEYEBİLİRİZ”

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, gerekli ekonomik önlemlerin alınmaması halinde emekli maaşlarının dahi ödenemeyebileceğini söyledi.

468223

Yunan medyasının haberine göre Papandreu, PASOK Partisi parlamento grubu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, yeni ekonomik önlemeler alınmaması durumunda maaşların, hatta emekli maaşlarının da ödenememesi tehlikesiyle karşı karşıya kalınacağını belirtti.

Yunan ekonomisinin darboğazdan çıkması için sert önlemler alınacağını söyleyen Papandreu, hükümetin, kamu çalışanlarından, daha az ile yetinmelerini istemek durumunda kalacağını kaydetti.

Alınacak önlemlerin çoğu zaman haksızlığa yol açacağını belirten Başbakan, bunların tercih değil, gereklilik olduğuna dikkati çekti.

Ülkeyi kurtarmak için mücadele verileceğini ifade eden Papandreu, Yunanistan’ın savaş içinde bulunduğunu, hükümetin ise sorumluluklarını üstlenmekte kararlı olduğunu ve firar etmeyeceğini söyledi.

Yunanistan’ın diğer AB ülkeleriyle aynı şartlar altında borç alamamasının felaket olacağını kaydeden Başbakan, ek ekonomik önlemlerin piyasalarda daha fazla durgunluğa yol açacağı yolundaki endişelere ise tehdit teşkil eden konunun durgunluk değil, borç alamama ve ödemede zorlanma olduğu yanıtını verdi.

Ek önlemler alınmasının zorunlu olduğunu yineleyen Papandreu, bunların AB Komisyonunca onaylandığına da dikkati çekti.

AB ülkelerinin desteğine ihtiyaç duyulduğunu, ancak bunun olması için diğer ülkelerin vatandaşlarının da Yunanistan’a inanmaları gerektiğini belirten Papandreu, hiçbir tahlil uzmanının Yunanistan’ın bütçesine düzen getireceğine inanmadığını, nitekim Avrupa’nın bugüne kadar gördüklerinin, dostlar arası partiler, anlaşılamaz harcamalar, bakanlara ait off shore şirketler ve skandallar olduğunu sözlerine ekledi.

Başbakan Papandreu, vatandaşın aleyhine, zengin olanların “Enayilerin şerefine içmelerine” izin verilmeyeceğini vurguladığı konuşmasında, “kamunun, herkesin sağacağı besili bir inek olmadığını” söyledi.

Sorunun yalnız borç ve bütçe açığının azaltılması olmadığını belirten Başbakan Papandreu, ülkenin bugün bu durumda olmasına yol açan nedenlerle derinlemesine mücadele edilmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan Yunan basını, yarın açıklanması beklenen ek önlemlerin KDV’nin Yüzde 21′e yükseltilmesi, akaryakıta ek zam yapılması, ödeneklerde yüzde 10 oranına ulaşan kesintiye gidilmesi, sigara ve alkollü içeceklerde fiyat artışı, emekli maaşlarının dondurulması, 14. maaşın kesilmesi ve emeklilik yaşının 65′in üzerine çıkması gibi düzenlemeleri kapsayacağı değerlendirmesinde bulunmuştu.

Ortalama emeklilik yaşı 61 olan Yunanistan’da çalışanlara Noel’de tam maaş, Paskalya ile yaz tatili dönemleri için ise 14. maaş olarak nitelenen yarımşar maaş ikramiye veriliyor.

Ekonomik düzenlemelere hedef

AB’nin Şubat ayı başında mali planını onayladığı Yunanistan, geçen yıl gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 12,7’si oranındaki bütçe açığını 2012 yılına kadar GSYH’nin yüzde 3′ünün altına indirmeyi hedefliyor. Yunan hükümeti, kamu sektöründeki israfı azaltacağını ve bu hedefe ulaşmak için vergilendirmede reform yapacağını açıklamış, ancak AB, Yunanistan’dan, planladığı adımlar konusunda 16 Mart’a kadar daha fazla ayrıntı vermesini istemişti.

Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, daha önce açıkladığı ekonomik istikrar ve kalkınma paketi önlemleri çerçevesinde, kamuda işe alımların durdurulacağını, maaşlara zam yapılmayacağını, ödeneklerde ise yüzde 10 oranında kısıtlamaya gidileceğini açıklamıştı.

Maliye Bakanı Yorgo Papakostantinu ise program çerçevesinde, Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri de dahil olmak üzere, yüksek ücret alan memurların maaşları dondurulurken, kamuda emekliye ayrılan her 5 memura karşılık bir kişinin işe alınması, 12 bin euronun üzerindeki kazançlara yüzde 18′den başlayarak, yüzde 40′a kadar varan vergi getirilmesi ve kiliseye ait mal varlıklarının da vergilendirilmesinin öngörüldüğünü kaydetmişti.

Maliye Bakanı, kamu çalışanlarına verilen ikramiyelerin kaldırıldığını, borsada yer almayan KİT yöneticilerinin ücretlerinde yüzde 50′ye varan kısıtlamalar getirildiğini ve değeri 400 bin avronun üzerinde olan taşınmaz mal varlıklarının yıllık yüzde 1 oranında vergilendirilmesinin kararlaştırıldığını bildirmişti.

Papakostantinu, 2010 yılı içinde sadece 2 bin avronun altındaki emekli maaşlarının yüzde 1,5 oranında artırılmasının öngörüldüğünü açıklamıştı.

İstikrar ve kalkınma programı

Papakostantinu ayrıca, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada da, “2012 yılı sonuna kadar bütçe açığının GSYH’ya oranının yüzde 2,8′e düşürülmesinin 3 yıllık ekonomi programının temel hedefi olduğunu” belirtmişti.

Ekonomide 2008 yılında yüzde 2 oranında büyüme kaydedilmesine rağmen 2009′da yüzde 1,2 oranında küçülme olduğunu, yatırımlarda yüzde 20, ihracatta yüzde 16, ithalatta ise yüzde 25 oranında azalma görüldüğünü vurgulayan Maliye Bakanı, 2010 yılında yüzde 0,3 oranında bir büyüme kaydedilmesinin hedeflendiğini, bu çerçevede 2012 yılı için beklentinin, kalkınma hızının yüzde 1,9′a ulaşması, 2013 yılında ise yüzde 2,5 oranına yükselmesi olduğunu ifade etmişti.

Ekonomi ve İstikrar Programında, bütçe açığının GSYH’ya oranının 2010 yılında yüzde 4, 2011′de yüzde 3,1, 2012′de ise yüzde 2,8 olarak öngörüldüğünü belirten Bakan, bu çerçevede 2009′da yüzde 12,7 olan bu oranın, 2013′te de yüzde 2 olarak şekilleneceği değerlendirmesinde bulunmuştu.

ABD’DE, IKİ BANKA DAHA KAPATILDI

ABDTMSF’si olarak kabul edilen FDIC, Nevada ve Washington eyaletlerindeki iki küçük bankayı kapattı.

467311

FDIC bu yıl, faaliyetini sürdüremeyecek olan banka oranının zirve düzeyine ulaşmasını bekliyor. FDIC verilerine göre, ABD’de sorunlu banka oranı, geçen yılın son çeyreğinde, yüzde 27 oranında artarak 702′ye ulaştı.

ABD’de, yılbaşından buyana kapatılan banka sayısı 22 oldu. 2008 yılı başından buyana ise 187 banka kapandı.

Ekonomi bugün

26/02/10

VOLKSWAGEN’İN KARI YÜZDE 80 AZALDI

Alman otomotiv şirketi Volkswagen, geçen yıl 960 milyon euro kar etti.

467093

Wolfsburg merkezli Volkswagen, 2008 yılında 5 milyar euro olan karının, geçen yıl yüzde 80 azalarak 960 milyon euroya gerilediğini açıkladı.

Şirket, 2008 yılında 114 milyar euro olan gelirlerinin ise 2009′da yüzde 8 düşerek 105,2 milyar euro olduğunu belirtti.

Geçen yıl 6.34 milyon adet araç satan Volkswagen, bu yıl gelirinin ve karının artmasını beklediğini de kaydetti.

TOYOTA’NIN BAŞKANI ÖZÜR DİLEDİ

Japon otomotiv şirketi Toyota’nın başkanı Akio Toyoda, bazı ölümlü kazalardan ötürü geri çağırmalara yol açan mekanik arıza konusunda özür diledi.

466542

ABD Kongresinin alt kanadı Temsilciler Meclisinde yapılan komite toplantısına katılan Toyoda, İngilizce konuşarak, “Toyota sürücülerinin yaşadıkları her tür kazadan ötürü çok özür diliyorum” dedi.

Toyoda, firmanın müşteri şikayetlerine yaklaşım politikasını da değiştireceğini taahhüt etti.

Dünyanın en büyük otomobil üreticisi olan firmanın kurucusunun torunu olan Akio Toyoda, koyu takım elbisesiyle ve canlı adımlarla komite salonuna girerken, oldukça kalabalık bir kameraman grubunca izlendi.

Komite başkanı Edolphus Towns, Akio Toyoda’ya, gönüllü olarak bu toplantıya gelmeyi kabul etmesinden ötürü teşekkür etti, Toyoda’nın, otomobilin güvenliği ile ilgili taahhütlerinin memnu

IŞSİZE SESSİZ DARBE BİTTİ…

İşsiz kalanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresini 100 günden 10 güne indiren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Geri adım attı. Çünkü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer devreye girdi. Kurum bunun üzerine “Teknik arıza oldu” dedi, süreyi tekrar 100 güne çıkardı.

465289

SGK sessiz sedasız, “Yasa 17 aydır yanlış uygulanıyor” diyerek, işsiz kalanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresini 100 günden 10 güne indirdi.

Bir hafta süreyle uygulanan yeni karara işsizler tepki gösterdi, konu medyaya yansıdı.

Gelen tepkiler üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer devreye girdi.

SGK yetkilileri, uygulamanın bilgisayar sisteminden kaynaklandığını savundu.

Bakan Dinçer ise “uygulamayı düzeltin” talimatı verdi.

Buna göre, işsiz kalanlar ve aileleri son 1 yıl içinde en az 90 gün ödenmiş primi varsa, sağlık hizmetinden 90 gün yararlanabilecek.

Bunun sonunda işsizlere genel sağlık sigortası kapsamına geçmeleri için 10 günlük süre tanınacak. Böylece işsiz kalanlar devletten 100 gün sağlık hizmeti alabilecek

ISUZU 4 BİN 286 KAMYONUNU GERİ ÇAĞIRACAK

Japon ağır vasıta üreticisi Isuzu Motors, gaz kaçırdığı ve yangın tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle 4 bin 286 kamyonunu geri çağıracak.

464739

Japonya Ulaştırma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, şirketin Japonya’da doğalgazla çalışan 4 bin 286 kamyonunu aracın içine gaz kaçırdığı ve bunun araçlarda yangına neden olabileceği gerekçesiyle geri çağıracağı belirtildi.

Bu durumun, küresel bazda milyonlarca aracın geri çağrılması nedeniyle ciddi problemlerle karşı karşıya bulunan Japon otomotiv sektörü için yeni bir sorun olacağı ifade ediliyor.

MERKEZ BANKASI FAİZ ORANLARINI DEĞİŞTİRMEDİ

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, kısa vadeli faiz oranlarını değiştirmedi. Buna göre, gecelik faiz oranları, borçlanmada yüzde 6,50, borç vermede ise yüzde 9,00 olarak uygulanacak

464030

Para Politikası kurulu, bugünkü toplantısında, Bankalararası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo, Ters Repo Pazarı’nda uygulanmakta olan kısa vadeli faiz oranlarının sabit tutulmasına karar verdi.

Kurul’dan yapılan açıklamaya göre, gecelik faiz oranları, borçlanmada yüzde 6,50, borç vermede yüzde 9 olarak belirlendi.

Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00 ile 17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 2,50, borç verme faiz oranı yüzde 12 oldu.

Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 8 olarak belirlendi.

Son dönemde açıklanan verilerin iktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanma sürecinin devam ettiğine dikkati çeken Kurul, iç talepte kademeli bir artış eğilimi sergilenirken dış talebe ilişkin belirsizliklerin sürmekte olduğunu ve kapasite kullanımının kriz öncesi seviyelere ulaşmasının zaman alacağının anlaşıldığını açıkladı.

Kurul, istihdam koşullarında bir miktar iyileşme gözlenmekle beraber, işsizlik oranlarının halen yüksek seviyelerde seyrettiğini, bu doğrultuda, ekonomide kaynak kullanım oranının bir müddet daha düşük düzeylerde kalacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Vergi ayarlamalarının yansımaları, işlenmemiş gıda fiyat artışları ve baz etkileri nedeniyle yıllık enflasyonun Şubat ayında da belirgin bir yükseliş göstereceğine ve bir müddet hedefin üzerinde kalacağına dikkati çeken Kurul, temel enflasyon göstergelerinin de, baz etkisi nedeniyle yıl ortasına kadar sınırlı bir artış göstereceğinin, ancak yıl boyunca hedefin altında seyretmeye devam edeceğinin öngürüldüğünü bildirdi.

Kurul, bu çerçevede, geçici etkiler ortadan kalktığında enflasyonun tekrar düşüş sürecine gireceğini de vurguladı.

İzlenen para politikasının desteği ile kredi piyasasında olumlu gelişmelerin sürdüğünü, bununla birlikte küresel ekonomideki sorunların henüz tam olarak giderilememiş olduğunu ve toparlanmanın gücüne ilişkin belirsizliklerin devam ettiğini dikkate alan Kurul’un, faiz oranlarının uzun bir süre düşük düzeylerde tutulması gerekeceğini teyid ettiği bildirildi.

Faiz kararları

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 2009 yılı içinde yaptığı toplantılarda gecelik borçlanma ve borç verme faiz oranlarını 8,50 puan düşürmüştü.

Kurul, 17 Aralık 2010 tarihinde yaptığı son toplantısında, faiz oranlarında bir değişikliğe gitmemişti.

Kurul, 14 Ocak tarihinde yaptığı 2010 yılının ilk toplantısında uyguladığı faizlerde bir değişiklik yapmamıştı.

Para Politikası Kurulu toplantısına, kurul başkanı ve Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, başkan yardımcıları Erdem Başçı, Burhan Göklemez, Mehmet Yörükoğlu, İbrahim Turhan ile kurul üyesi Turalay Kenç ve Abdullah Yavaş’ın katılması bekleniyor.

BABACAN’DAN “VERGİ INDİRİMİ BEKLEMEYİN” MESAJI

39. Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan vergi oranlarındaki düşüşlerin kayıt dışılığı azaltmadığını belirterek, oranları düşürmede bir sınıra geldiklerini, bundan sonra mevcut oranların “ciddi vurgulanması” için hazırlık yaptıklarını belirtti.

462776

Denizli Anemon Oteli’nde düzenlenen 39. Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı başladı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan temel ihtiyaçlarda verginin yüzde 8 olduğunu ve daha aşağı inilemeyeceğini, sınıra gelindiğini söyledi.

Türkiye ekonomisiyle ilgili bazen istatistiklerin her şeyi söylemediğini belirten Babacan, “Kayıt dışılığın çok olduğunun farkındayız. Zannetmeyin ki beyannamemizi ne kadar verirsek, devlet o kadarını biliyor. Daha fazlasını biliyoruz. Kayıt dışılığın Türkiye’de çözülmesi gereken sorun olduğunun farkındayız. Bu konuda da artık daha ciddi, tavizsiz bir tutum göreceksiniz” dedi.

Babacan, “Yüzde 20 kurumsal vergisi yok artık. Bu kadar düşük oranlar dünyada yok. Bakın temel bütün ürünlerde KDV yüzde 8. Giyimde, tekstilde, gıdada, eğitimde, sağlıkta. Halkımızın temel ihtiyaçlarının hepsinde yüzde 8. Bunun altında olmaz artık. Şu söylem artık geçerli değil, ‘Siz vergi oranlarını bir düşürün, bakın kayıt dışı önlenecek’. Olmuyor. Adam yüzde 4′ü neden ödesin ki? Eğer yaptırım yoksa, rakibi bunu ödemiyorsa, doğru dürüst cezası yoksa, niye ödesin ki? Bu cebinde kalsa daha iyi. Demek ki vergi oranlarını düşürmede artık sınıra geldik, bundan sonra artık bu oranların ciddi vurgulanmasına başlayacağız” diye konuştu.

Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tekstilde vergiyi yüzde 8′den yüzde 4′e indirdik, kayıt dışı bitti mi? Hiç, aynen devam ediyor. Aynı oranda devam ediyor, azalma bile yok. Resmen görüyoruz, izliyoruz. Şu söylem artık geçerli değil, ‘Siz vergi oranlarını bir düşürün, bakın kayıt dışı önlenecek’. Olmuyor. Adam yüzde 4′ü neden ödesin ki? Eğer yaptırım yoksa, rakibi bunu ödemiyorsa, doğru dürüst cezası yoksa, niye ödesin ki ? Bu cebinde kalsa daha iyi. Demek ki vergi oranlarını düşürmede artık sınıra geldik, bundan sonra artık bu oranların ciddi vurgulanmasına başlayacağız”

Ege bölgesi ekonomisi

Global ekonomik krizden, Avrupa’da yaşanan durgunluktan Ege Bölgesi’ndeki tesislerin de olumsuz etkilendiğini ifade eden Babacan “Geçtiğimiz yılın son üç ayından itibaren ihracat rakamlarında toparlanma görüyoruz. Şöyle bir mukayese edecek olursak, bu 8 ilde 2009 son üç ayihracat rakamı, 2008 son üç ayına göre yüzde 5 arttı. TİM verilerine göre Ocak’ta da yine 8 ilimizin toplam ihracatı, önceki yılın Ocak’ına göre yüzde 15 artış gösterdi. 855 milyon dolara kadar düşen ihracat, bu sene 984 milyon dolara çekildi” şeklinde konuştu.

Bir ülkenin ne kadar doğal kaynağa sahip olursa olsun, hazırdaki varlıklar bakımından ne kadar zengin olursa olsun, güven ve istikrara sahip değilse istenen başarının elde edilemeyeceğini ifade eden Babacan, şöyle devam etti:

“İtibarı olmayan, güven sağlanmayan bir ülkenin kaynakları mevcut varlığıyla sınırlıdır. Güven ve itibarı sağlarsanız, dünyanın kaynakları sizin emrinize sunulur. ‘Türkiye bu krizden en az etkilenen ülkelerden birisi olacaktır’ dedik. Krizden en hızlı çıkacak ülkelerin başında da Türkiye yer alacaktır’ dedik. Bunu bugün pek çok uluslararası kuruluş teyit ediyor.”

Küresel kriz

Ali Babacan, Türkiye’de fert başına milli gelirin 3 bin 500 dolar iken 10 bin doların üzerine kadar çıktığını söyledi.

Bugün normal bir ekonomik konjonktürün hakim olduğunu anlatan Bakan Babacan, faizlerin, enflasyonun tek hanelere girdiğine işaret etti.

Türkiye’nin küresel kriz konusunda dayanıklılığını artıran en temel unsurlardan birinin ‘Bütçe disiplini’ olduğunun altını çizen Bakan Babacan, şöyle konuştu:

“Son haftalarda yoğun şekilde AB’ye üye, hatta bırakın AB’ye üye olmayı, euro bölgesinde ülkeleri görüyorsunuz. Euro bölgesindeki ülkeler ne yapıyorlar? ‘Acaba borçlarımızı nasıl ödeyeceğiz, bu borçların artışını durdurabilmek için borçların trendini tersine çevirmek için neler yapmamız gerekiyor’ diye bocalama halindeler. Bizim 2003-2004-2005-2006 döneminde arka arkaya çok yüksek faiz fazlamız oluştu. Bugün Portekiz’in İspanya’nın ortaya koyduğu planlar, bizim o dönemlerde ortaya koyduğumuz performansın yanına yaklaşacak planlar değil.”

Bankacılık sisteminde yaptıkları reformların istisnai şekilde Türk finans sistemini krizden korunaklı hale getirdiğini vurgulayan Babacan, bunun nedeninin işi sıkı tutmak olduğunu, sağdan soldan esen rüzgarlardan karar almadan işi sıkı tuttuklarını dile getirdi.

ABD ve İngiltere’ye gönderme

Bankacılık sisteminde testiyi kırmadan adım atmak istediklerinden söylediklerini belirten Babacan, “İşin iyi olduğu dönemde bu zor tedbirleri alırsınız. İşler zaten bozulduktan sonra tedbir alacak zaten ne ortam oluşur, ne de o cesaret oluşur. İşler iyiyken kötü günler için tedbir almak gerekir. O günlerde yaptıklarımızın dörtte birini ABD yapsaydı, eğer İngiltere yapsaydı, bugün böylesine küresel krizle karşı karşıya kalmazdık” diye konuştu.

Küresel krizin etkileri azalmaya başladığında, yepyeni bir dünyayla karşı karşıya kalınacağını, çok ciddi kamu açıklarının oluşacağını ve bu ülkelerde büyümenin düşeceğini kaydeden Babacan, dünyanın en önemli kuruluşları analistlerinin Türkiye’nin 2050 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğini söylediğini, bunu da boşuna söylemediklerini kaydetti.

Açılımların ekonomiye etkisi

Babacan, Türkiye’nin artık dünyayla entegre olmuş bir ekonomiye sahip olduğunu, şu anda ekonomik anlamda sadece bölgesel değil, küresel rekabet içerisinde olunduğunu anlattı.

Sadece turist sayısındaki artışın, uluslararası doğrudan yatırımlardaki artışın, enflasyondan faizlere, ihracattan enerji yatırımlarına kadar her alanın demokratikleşmeyle eş zamanlı olarak gelişme kaydettiğini belirten Bakan Babacan, “Şunu özellikle vurgulamak istiyorum. Demokratikleşme Türkiye’ye hiçbir zaman kaybettirmedi, tam tersine her zaman kazandırdı” dedi.

Türkiye’nin hedefleri

21. yüzyılın Türkiye yüzyılı olacağına inandıkları ve bu hedef doğrultusunda azimle, cesaretle çalıştıklarını, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almayı hedeflediklerini, 500 milyar dolarlık bir ihracat hacmini, 1 trilyon dolarlık Gayri Safi Yurtiçi Hasılayı hedefleyen Türkiye’nin, statükoyla yoluna devam etme şansının olmadığının belirten Babacan, şöyle konuştu:

“30-40-50 yıl öncesinde kalmış tartışmaları ısıtıp ısıtıp gündemde tutarak, Türkiye hiçbir alanda, özellikle de ekonomide büyük atılımlar yapamaz. Sanal korkularla, sanal tehditlerle hayali tehlikelerle Türkiye ekonomisine küresel bir vizyon oluşturmak da mümkün değildir. İşte onun için cesur adımlarla korkuları yenmek, kaygıların yersiz olduğunu göstermek ve Türkiye’ye yeni bir ufuk çizmek zorundayız.”

Bakan Babacan, belli bölgeleri geri kalmışlığa mahkum ederek, Türkiye’yi kalkındıramayacaklarını, Doğu’nun, Güneydoğu’nun, Doğu Karadeniz’in, Orta Anadolu’nun sorunlarının sadece bu bölgelerle kalmayıp, tüm Türkiye’nin sorunu olduğunu ifade etti.

Doğu Anadolu’daki sorunların Marmara’yı, Doğu Karadeniz’deki sorunların Akdeniz’i, Güneydoğu Anadolu’daki problemlerin doğrudan Ege’yi etkisi altına aldığını, İzmir’in kaderinin Hakkari’nin kaderinden, Aydın’ın kaderinin Muş’un, Bitlis’in kaderinden ayrı olmadığını dile getiren Bakan Babacan, şöyle devam etti:

“Türkiye topyekün kalkınmak zorunda. 81 vilayetiyle, 7 bölgesiyle, 780 bin kilometre karesiyle hep birlikte kalkınmak zorunda. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi, en çok da Türkiye’nin ekonomisi üzerinde olumlu etki yapacak. Terörün minimize edilmesi, Türkiye’nin 7 bölgesindeki her bir vatandaşın ülkesine aidiyetinin güçlenmesi, inanç gruplarının, azınlıkların sorunlarının çözüm yoluna girmesi, doğrudan doğruya üretimi, istihdamı ihracatı büyümeyi etkileyecek.”

“Bugün terör örgütünün en büyük istismar zemini bölgedeki işsizlik ve yoksulluk” olduğunu anlatan Babacan, “İşsizlik ve yoksulluğu önlemeye yönelik her adım da istismar zeminini kaybedeceği için terörün hedefi oluyor. İşte bu kısır döngüyü çok cesur bir şekilde, kararlı bir şekilde kırmak zorundayız. Maalesef bazı muhalefet partileri, bölgenin mahrumiyetinden ve terörden güç alan bir istismar siyaseti yürütüyorlar” açıklamasında bulundu.

Kamu açığı

Babacan, Türkiye’de büyümenin özel sektör eliyle olduğunu, kamunun kendisine çeki düzen vererek özel sektörün önünü açtığını belirterek, “Diyor ki bazıları, ‘Açık verelim, para basarak büyüyelim.’ Böyle bir politika ancak Türkiye’yi bulunduğu zeminden bambaşka bir zemine kaydırır” dedi.

Babacan, kamu açığının başını alıp gitmesi halinde, bunu kapatmak için bankalardaki mevcut kaynakların kullanılacağına dikkati çekti.

Gelişmiş ülkeler için milli gelirlerinin yüzde 100 oranında borçlanma rakamlarının, artık sıradan hale gelmeye başladığını, ancak bunun ikamesi için vergilerin yükseltilmesinin bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını dile getiren Babacan, bunun bugün yapılmaması halinde yarın daha büyük reçetelerin gündeme geleceğini ve dünya ekonomisinin bambaşka noktalara gidebileceğini kaydetti.

Toparlanma dönemi

Türkiye ekonomisinde ihracat ve sanayi üretimi rakamlarının giderek iyileştiğini belirten Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık sanayi üretiminde, ihracatta en kötünün geride kaldığını, trendin bundan sonra yukarıya olacağını artık daha rahat söyleyebiliyoruz. Kuşkusuz AB pazarı çok önemli bizim için. Orası ne kadar çabuk toparlarsa bu bizim ihracatımıza o kadar yardımcı olur. Bizim toparlanmamız AB’nin tüm ülkelerinden hızlı bir toparlanma olacak. İç piyasadaki toparlanmayı bazı somut göstergelerden de görüyoruz. Örneğin takipteki alacak oranlarında düşüş trendi başladı. Yüzde 5,2′ye kadar indi. Yine dönen çeklerde geçen sene yüzde 10′a kadar çıkmıştı. Şimdi Ocak ayında bu oran yüzde 3,6′ya düştü. Yani 100 liralık çekin sadece 3,6’sı karşılıksız çıkıyor. Bu da aslında son üç dört yılın en iyi oranları. 2007, 2008′e göre daha iyi oranlar var.”

Babacan son olarak Türk Ticaret Yasası’nın Türkiye’nin AB’ye tam uyumlu olmasını sağlayacak bir düzenleme olduğunun altını çizdi.

Bu yasanın plan bütçe komisyonundan geçtiğini, 1600 maddelik yasanın iktidar ve muhalefetin desteğiyle geçtiğini, ancak genel kurulda takıldığını anlattı.

Konuşmanın ardından toplantı basına kapatıldı.

Yeni Yazilar »